|
Mehmet Kuzu
Geçmiş Ve Gelecek Arasında Tüketilen Bugün
2008’i geride bırakarak,
aslında çok da farklı geçmeyecek yeni bir yıla adım
atarken, hayatın omuzlarımıza yüklediği geçmiş zamanın,
kimi zaman mutlu kimi zaman hüzünle dolu dilimlerini bir
anı olarak hayat sandukamıza, bir daha
yaşayamayacağımızı bildiğimiz halde atarız.
Yeri geldiğinde dost
sohbetlerinde gerekli olanları özenle çıkarır, koyu bir
sohbet eşliğinde arkadaşlarımıza servis ederiz.
Aslında yoktur birbirinden farklı
hikâyelerimiz. Ama anı paylaştığımız insanlardan farklı
olmadığımızı ille de kanıtlamak istercesine heyecanla
anlatırız başımızdan geçenleri.
Mağdurların yanında mağdur
edildiğimiz anları ……….
Muktedirlerin yanında geleceğe ait
gerçekleşmesini istediğimiz dileklerimizi….
Hiç üşenmeden belki de defalarca
anlatırız.
Yaşanan zamanın hiçbir kıymeti
harbiyesi yoktur nezdimizde.
İlle ya geçmişteki şanlı tarihimiz
ve onlara layık olamayışımız.
Ya da geleceğin bilinmeyen
koridorlarında kafamızı çıkaracak bir deliğin arayış
öyküsü dostlarımızla paylaştığımız topu topuna.
Sıkışmışlığın verdiği iç buhranların yanında
dileklerimizin bir türlü gerçekleşmemiş oluşu zaten
daralmış ruhumuzu biraz daha sıkıyor. Söylemek
istediklerimizin yerine duymak istenilenleri fısıldarız
bizi dinleyen kulaklara.
Hep kendimizden bir şeyler kaybeder
ama nasıl olduğunu bilmediğimiz bir ruh haliyle kazanmış
gibi yaparak tutunuruz biraz da zoraki hayata.
Ânı yaşamaktan korktuğumuz için bir
çocuk masumluğunda gizleniriz kelimelerin arkasına.
Bebekken bulduğumuz büyüdükçe kaybettiğimiz anne
sıcaklığını ve güvenini ararız umutsuzca kelimelerin
arkasında, saklandığımız yerden. Ânı yaşama cesaretini
gösteren kaç kişi vardır şu dünyada? Bunu hep merak
ediyorum.
Alev Alatlı “Yanlış insanların
elinde din, bugünün kötü, geleceğin iyi olacağını söyler
“diyor. Adını hatırlayamadığım birisi ise “Geçmiş
günlerin kederi ve gelecek günlerin kaygısıyla
yaşadığımız anları kaybediyoruz” mealinde şeyler
söylüyor. Ânı yaşamak cesaret biraz da şahsiyet ister.
Yeni bir yıl. Yine gelecek adına
umut veren ve iyi niyet temennileriyle süslenmiş
birbirinin kopyası mesajlar. Kendimi bildim bileli hep
gelecekte güzel günler beni bekliyor.
Ama hangi gelecek bunu bir türlü
anlayıp sökemedim.
Ben kendi adıma bu mesajlardan çok
sıkıldım.
Galiba yıllardır süren iktidar
çekişmesi ve geçmişte yaşadığımız bazı süreçler bizlere
güçlünün kulu olmayı öğretti. Güçlülerden koruduklarını
iddia edenlerse ya geçmişteki şanlı tarihle ya da
geleceğin güzel olacağı vaadiyle kurguladılar
hayatımızı.
Kendimizi onların kurdukları
duvarların arkasında güçlü hissettik.
Artık duvarların arkasında
kendimizi ifade edebilmenin yolunu bularak kaybettiğimiz
zamanlara üzülmeden ve geleceğe bel bağlamadan bugün
yaşamayı öğrenmenin tam zamanı.
Güneş bizden öncede doğuyordu;
muhtemelen bizden sonra da doğacak. Üzerimize doğan her
güneş yaşadığımız zamana bir şeyler verebileceğimizin en
büyük kanıtı. Mezarlar üzerine doğan güneş oradakiler
için bir anlam ifade etmez.
Ya üzerine doğan güneşin farkına
varamadan canlıyken mezara girenlere ne demeli?
|